AZ LAF, ÇOK İŞ

Polimer kil ağırlıklı, pek çok şeyin resimlenmiş yapım aşamalarını bulabileceğiniz bir blog olmasına çalışıyorum.
Internet kullanmasını bilene, açık bir okul. Pek çok hobim var ve ben bu konuda oradan çok yararlanıyorum.
Bu blog aslında biraz da borç ödemek için. Ben epey yol aldım, şimdi yeni başlayanlara da ben faydalı olayım istedim. Deneyimli arkadaşlar da blogumu severlerse, onlarla da fikir alış-verişinde bulunmak, kadayıfın kaymağı olacak :)

3 Nisan 2011 Pazar

KEDİCİLER BURAYA

Dikkatimi çekti, burada kediciler çoğunlukta. E o zaman ben de bizim evin sahibini tanıştırayım sizlere...
Efendim adı "UYKU".
28 Nisan 2010 idi tarih. Bunu hiç unutmayacağım, çünki o gün evlenme yıldönümümüzdü. Az değil 32 yıl.
Güzel, güneşli, ılık bir hava. Beşiktaş'ta Haluk'la konuşa konuşa motor iskelesine gidiyoruz. İstanbul'lular bilir; Üsküdar motorlarının kalktığı iskelenin karşınında hediyelik eşyalar filan satan büfeler vardır. Tam oradan geçerken, göbüşünü güneşe vermiş gerinen, minicik, sıska ama bir o kadar da şeker kediciği gördük. Elimdeki çantaları Haluk'a verdiğim gibi o göbüşe daldım.
Ben O'nu severken yanıbaşımızda esnaftan bir iki kişi beliriverdi.
Hep bir ağızdan "Abla siz bunu alın, sabaha kalmaz köpekler yer, denize düşer, açlıktan ölür, susuz kalır......"
Haluk ve ben: "Yok olamaz, biz alamayız... mı acaba... gak guk"
Sonuç: Üsküdar motorunda, kucaklarında, üzerindeki deliklerden dışarı çıkmış micik bir pati bulunan bir ayakkabı kutusuyla oturan, şaşkın şaşkın birbirlerine bakan bir kadınla bir adam. Nasıl olur, biz ne yaptık? Hep derim evinize hayvan alacaksanız O'nu evinizin ferdi kabul edeceksiniz. Çocuğunuz gibi olacak. Bu sorumluluğu hakkıyla yerine getiremeyecekseniz almayın. E bizim oğlumuz artık 30 yaşında. Yeni bir bebek istemiyoruz ki... Bu iş hiç büyümeyecek bir çocuğa sahip olmak demek. Tamam, veterinere gidiyoruz, aşılarını yaptıralım, karnını doyuralım, güvenceye alalım. O arada sevecek sahiplenecek bir ev bulalım.
Hıııı evet aynen öyle oldu :) Öyle sevdik ki hiçbir yere veremedik, aslını söylemek gerekirse pek ciddi bir araştırma da yapmadık. İyi ki öyle olmuş.

Bu resmini çok seviyorum. Çoğu yerde avatar olarak kullanıyorum.
Öncesi - Sonrası resmi

Soldaki: "Çabuk işini bırak benimle oyna, yoksa fena olacak" resmi
 Sağdaki: "Sen bilirsin, bak başlıyorum ha" resmi
Hayalet kedi :) Tam resmini çekerken başını oynatmış, çok hoşuma gitti.

29 Mart 2011 Salı

KOLYE ve BİLEZİK TAKIMLARI

Bu takımları arkadaşlarıma yılbaşı hediyesi olarak yapmıştım.



* * *



* * *



* * *


* * *



* * *



* * *


* * *



* * *

KOLYE UÇLARI (PENDENTIF)

Bu aralar elim sadece kolye ucu yapmaya gidiyor nedense. Plansız projesiz oturuyorum masaya, artık ruh halim hangi renge uygunsa, elimden ne çıkarsa. Zaten bunları ben yapmıyorum, ellerim yapıyor :) Devamı da gelecek, şu anda fırın tepsisinin dolmasını bekleyen 12 tane daha var.











  

25 Mart 2011 Cuma

BLOGUMA DOKUNDURTMAM

Çok sinirlendim çok. Hangi yasa Ahmet'in suçunun cezasını Mehmet'e çektirebilir?
Ama inat ettim dns ayarlarıyla filan oynamadım. Yediremedim kendime arka kapıları.
Oturduk kardeşimle bu videoyu hazırladık. Facebook'ta bloguma dokunma sayfasında yayınladım.
Zülal'cim şarkının sözlerini yazdı ve seslendirdi. Ben de animasyonu yaptım.
Aslında çok eğlenceli bir çalışma oldu.
O ilkel paint programıyla çizgi film yapan tek kişi benim herhalde :)
Keşke böyle olumsuz bir olay yerine, güzel birşeyler için yapmak kısmet olsaydı bu çalışmayı.

22 Mart 2011 Salı

Bloglar hür mü?

Blogların kapatılmasından beri ilk kez buraya gelebildim. Arka kapılardan dolaşmayı kendime yediremiyorum çünki. Yarın ilk iş bir sürü resim yükleyeceğim. Umarım geçici bir durum değildir.