AZ LAF, ÇOK İŞ

Polimer kil ağırlıklı, pek çok şeyin resimlenmiş yapım aşamalarını bulabileceğiniz bir blog olmasına çalışıyorum.
Internet kullanmasını bilene, açık bir okul. Pek çok hobim var ve ben bu konuda oradan çok yararlanıyorum.
Bu blog aslında biraz da borç ödemek için. Ben epey yol aldım, şimdi yeni başlayanlara da ben faydalı olayım istedim. Deneyimli arkadaşlar da blogumu severlerse, onlarla da fikir alış-verişinde bulunmak, kadayıfın kaymağı olacak :)

3 Şubat 2013 Pazar

BİR HAMARATLIK, BİR HAMARATLIK :)))

Nilüfer geldi. Aman ne keyifliyiz. Nilüfer'e de virüs bulaştı sonunda, internetten bir sürü güzel çalışma bulmuş. Haydi bunları yapalım dedi, canıma minnet.  Gitmeden Nilüfer'e bir de blog açacağız. Sakın O'nu yalnız bırakmayın olur mu? İzmir'de bir komşusu var, görmeden sevdim. Arkadaşcığımı hiç yalnız bırakmıyor, birlikte atölye ve mağaza da açacaklar

Böyle oturduğumuza bakmayın, hasret gideriyoruz, birazdan gezme faslı başlayacak. Gezi resimlerimiz bizde :)
Gündüz geziyoruz, akşam neler neler yapıyoruz.
Plastik kaşıklardan avize yaptık. 5 lt.lik pet şişenin üzerini kapladık. Kapağını deldik, Nilüfer evine gidince kablosunu geçirip banyosuna asacak.










İçinde ampul yok, ama yanınca nasıl görüneceğini merak ediyoruz. Nilüfer abajurun üzerine yerleştiriverdi. İşte böyle oluyormuş. Ne hoş değil mi? Üstelik yaparken çok eğlendik




Misketlerden yapılmış bir mumluk görmüş, bizim neyimiz eksik, biz de yaparız dedik. Ama güzel renkli, kaliteli misket bulamadık. Olsun nasıl olsa, bu deneme diye bulduğumuz bu uyduruk misketleri aldık. Boyları bile eşit değil.



 Nilüfer yaptı, ben seyrettim. İyi misketlerle belli ki çok güzel olacak. Bu hali bile, içinde mum yandığında pek hoş.

 Nilüfer'in yeğeni için bir kalemlik yaptık. Dekupaj ve kabartma. Yalnız kabartmayı bu sefer biraz abartmışım, kenarlarını ancak deri kordonlarla kamufle edebildik.
Resimlerde cici kızımızın yüzünü kamufle ettim, çünki O'na sorup izin alma imkanımız olmadı.


Bunu da Nilüfer için yaptık. Birlikte çalışınca çabucak bitti. Pek de güzel oldu.
Bir tane daha yapacağız, o da komşusu için. Şimdi onun resimlerini seçiyoruz.













İşte bütün marifetlerimiz bir arada.
Abajur üzeri avize çok komik değil mi :))))







27 Ocak 2013 Pazar

HIRSIZLAMA İŞLER

Evet hâlâ polimer kilciklerime dokunamadım. Gecen gün fırınlamış bekleyen 3-5 parçayı monte edeyim bari dedim, aaa bir de baktım ki, henüz resinlememişim. Üşendim, yine kutularına tıktım. Aslında pek de güzel olmuşlar, unutmuşum. Amaaan bir ara yaparım.

Bir dekupaj daha yaptım. Kendi konum değil ya, dekupaj yaparken kendimi bayram sabahı için hazırlanıp süslenen şekerlikten çikolataları aşıran çocuklar gibi hissediyorum. Kih kih kih.

Telefon başında duran not kağıtları vardır ya, bizde her dâim dağılır, Haluk sinir olur. Kartondan kutularına da ben sinir olurum. Eh bari onlara kutu yapayım dedim. 

Küçük boy bir peynir kutusu işimi gördü.










Üst kapağından da kalemler için bir cep yaptım. Böyle bir işte, hiç gereği yokken neden beyaza boyadımsa.



Gerisi malum. Böyle bir kutum oldu. Hepsi aynı mekanda olduklarından birbirlerine aykırı düşmesinler diye, hep aynı renk ve desenlerin versiyonları oluyor, artık sıkıldım, bu renk çalışmaya son. Ama yine de sevdim.






Bu da sevgili Banu'dan yürütme. Geçenlerde bir yayınında, söğüt dallarını henüz yaşken kıvırıp, kapı çelengi için hazırlık yapmıştı. Ben söğüt dalını nereden bulacağım betonland'de. Yılbaşında aldığım kokinoların sapları pek uzundu, ben de onları kıvırayım dedim. Ama bunlar incecik söğüt gibi uslu değil ki. Zül'cüğümle bir örgü aleti projesi için kestirdiğimiz pvc boru dilimleri imdada yetişti. Bu güne kadar, öyle kalıplanmış halde, kalorifer peteğinin üzerinde durdu. Kupkuru olmuş. Bir ara bir şey yaparım. Hımmm şimdi aklıma geldi, hani boncuk çiçekler yapmıştım ya, belki bunların üzerine yerleşebilirler.

17 Ocak 2013 Perşembe

TÜM BLOGDAŞLARIMA RİCAMDIR, LÜTFEN BU YAYINI PAYLAŞIN.


BLOGUMU TAKİP EDEN TÜM SEVGİLİ ARKADAŞLARIM, BİLİYORUM Kİ SADECE HOBİLERİMİZ DEĞİL, HAYVAN SEVGİMİZ DE ORTAK NOKTAMIZ. O NEDENLE BİRBİRİMİZİ İYİ ANLIYORUZ. VE YİNE BİLİYORUM Kİ BU YAYINI HAZIRLARKEN HİSSETTİĞİM TELAŞI VE HATTA PANİĞİ ÇOK İYİ ANLAYACAKSINIZ. YARDIMINIZA ÇOK İHTİYACIM VAR. BU KIZA ACİLEN YUVA BULMAMIZ LAZIM.
ADINI BULUT KOYDUM. ÇÜNKİ SIRTINA VE KUYRUĞUNA BİR BULUT YERLEŞMİŞ GİBİ. 3-4 AYLIK.
SEVGİ DELİSİ BİR MİNİK KIZ. BİZİM SOKAĞIN KEDİLERİNDEN. HEP TAKİP EDİYORDUK, BİR GÜN BAKTIK Kİ, GÖZLER ÇAPAKTAN KAPANMIŞ, AĞIZ BURUN AKIYOR. ARKADAŞLARI HASTA DİYE KENDİLERİNDEN UZAKLAŞTIRMIŞLAR, YUTKUNAMIYOR, TİTRİYOR.
HEMEN EŞİMLE VETERİNERE GÖTÜRDÜK. ŞİŞLİ BÖLGESİNDEKİ KEDİLERDE SIK GÖRÜLEN BİR DURUMMUŞ. BİR HAFTADIR TEDAVİDE. KURU MAMA YEMEĞE BAŞLADI. TOPARLANMAYA BAŞLADI.

HASTA HALİYLE BİLE NASIL OYUNCU, HAREKETLİ GÖRMELİSİNİZ. AMA ARTIK SOKAKTA YAŞAYAMAZ. DOKTORU; İYİLEŞECEK AMA, TEKRARLAMAMASI İÇİN VİRÜSÜN BÜNYESİNDEN ATILMASI GEREK, BUNUN İÇİN DE, 2 YIL İYİ MAMA İLE BESLENMESİ VE TEMİZ EV ORTAMINDA YAŞAMASI LAZIM DİYOR. BİZİM EVE ALAMAYIZ, BİZİM UYKU, ERKEK VE KISIRLAŞTIRILMADI. BAŞKA KEDİYE TAHAMMÜLÜ YOK (KEYİFLİ BİR ZAMANIMDA, EVE KAZA İLE GİREN BİR KEDİYE NELER YAPTIĞINI ANLATIRIM). TABURCU GÜNÜ YAKLAŞTIKÇA KALBİM SIKIŞIYOR, YA SOKAKTA KALIRSA DİYE.
BU BEBEKLE İLGİLENEN OLURSA VETERİNERİ İLE GÖRÜŞTÜREBİLİRİM (ŞİŞLİ VETERİNER KLİNİĞİ, AYNUR HANIM).
LÜTFEN PAYLAŞIN VE ÇEVRENİZE ANLATIN. VETERİNERDEKİ TEDAVİ SÜRESİ 3-4 GÜN SONRA BİTİYOR. AŞILARI TABURCU OLDUKTAN 1 HAFTA SONRA YAPILABİLİRMİŞ. BEN ONLARI DA YAPTIRACAĞIM. KISIRLAŞTIRILMA ZAMANI GELDİĞİNDE DE YARDIMCI OLURUM. YETER Kİ, BU GÜZEL KIZA SICAK BİR YUVA BULALIM.








13 Ocak 2013 Pazar

YOLCU

Çınar adında bir bey, benim çınar yaprağı kolyelerden birisini beğenmiş, kız arkadaşına hediye etmek için aldı.

Kolyeyi gördüğü yayınımda Uyku'nun da bol bol resmi vardı. Eh durum da romantik olunca, bu resim bu yayına şart oldu :D

Bu yuvaylak kedinin, yuvaylak nanaklayından bi ısıyık alabiliy miyim acibaa?
Uyku'nun benim üzerimdeki etkisi böyle oluyor. Ama haksız mıyım, şu halini görünce insanın içinden mıncıklamak gelmez mi?

Ayyyy, yılbaşı da geçti, yine sayfanın temasını değiştirmek lazım. Üşeniyorum, vaktim yok. İdare edin artık. :)


7 Ocak 2013 Pazartesi

BİR SAKSI DAHA GİYİNDİ

Ben bu işi sevdim, bu 3. saksım. Bunlardan sonra 3 tane daha var, ama onlar kocaman. Nasıl kıvırtacağım bilmiyorum. Masa üstüne konamaz, yerlerde sürünmem gerekecek. Eh bu da bir dahaki yayında (hâlâ killerimle hasret gidermemişsem) komik resimler olacak demektir :D :D

Desenlerin büyük olanlarına biraz boya ile müdahale edip renklerini biraz daha canlandırdım. Bu minik kum boncukları bu işte pek sevdim. Havasını epey değiştiriyor. Ama altındaki tabak gözümü fena tırmalıyor. Şunun kenarlarına da el atmalı.






Kullandığım desenler bunlar. 




24 Aralık 2012 Pazartesi

BİR HAFTA SONU DEKUPAJI DAHA

Güya blogumun adı Polimer Kil - Polymer Clay. Aylardır kendi alanımla ilgili tek yayın yok. Şikayetçiyim kendimden. Ama bir süre daha böyle olacak anlaşılan.
Ama yine de bir şeyler yapıyorum. Mesela çok sevdiğim için, daraldığı (ben genişlemedim o daraldı hihihih) halde kimselere veremediğim, yıllardır hurçlarda, bazalarda sürünen bir paltomu yeniledim, hem de çok kolay bir yöntemle. Bir ara yayınlayacağım.
Akşam tv karşısı eğlenceliği arada bir boncuklarla didişiyorum, dişe dokunur bir şey çıkmadığı için bir ara yayınlamayacağım :)))
Vee işte bu yayının konusu olan yeni hafta sonu eğlencem... Dekupaja taktım. Ustaları kızmaz değil mi?

Demiştim ya biraz elim alışsın da şu çirkin saksıları iyi edeyim diye. İşte, küçüğünden başladım. Küçük dediysem 30x20 gibi bir şey. İçindede 1,5 m. lik bir benjamin var.













Eh bu haliyle çalışma odasına taşımak istemedim, ben salona konuşlandım. Dekupaj desenini plastik saksıya formika tutkalıyla yapıştırıverdim. Deneme yanılma ile öğrenmeye bayılıyorum. İlerde atmazsa oldu valla.








Bu arada, yeni bir dekupaj tutkalı keşfettim. Çok güzel. Hiç fırça izi kalmıyor, kıvamlı bir sıvı değil. Kıvamı su gibi. Dolayısıyla çok kolay sürülüyor, pürüzsüz ve pırıl pırıl bir sonuç veriyor. Beşiktaş'ta Bahçeşehir Üniversitesi'nin karşısında, profesyonel maket malzemeleri satan bir sanatsal kırtasiyede var.










Küçük kelebekleri kabarttım, büyük olan da kabartılsa iyi olacaktı ama, resmi bu kadar büyütünce biraz flulaştı. Belki daha sonra başka bir iyilik düşünürüm. Renkli cam boncuklar çok hoş durdu. Polimer kilde kullandığım o minicik kum gibi boncuklarla da (şunların adını bir türlü öğrenemedim) biraz hareket verdim. Bitti :) Ben sevdim.









18 Aralık 2012 Salı

HAFTA SONU EĞLENCESİ

Oh nihayet bir şey yaptım.
Hani geçen gün niyetlenmiştim de, hamurumu bulamayınca hevesim kursağımda kalmıştı ya...




 Hamur aldım. Tahtakale Hobi'nin Tahtakale'deki şubesine uğradım, bulamadığım hamurdan alayım dedim. DAS marka idi o. Memnun da kalmıştım. Ondan istedim, "DAS'ın öyle hamuru yok ki" dedi adam. Dedim ki; sizden aldım daha önce. I ıh iddia ediyor. Didişme modumda değildim şanslıymış :)) Neyse başka bir marka varmış onu aldım. Bir de beyaz akrilik boya ile astar.





Evde var diye almadım ama , keşke dekupaj tutkalı da alsaymışım. Biraz kıvamı koyulaşmış meğerse. Fırça izleri kaldı fena halde. Aman bu da böyle oluversin. Kendime yaptım nasıl olsa. Eğlencelik. Üstelik de deseninden olacak, pek sevdim.

 Deseni, Facebook'da Yasemin Hanım'ın paylaştığı dekupaj resimleri arasından seçtim. 

Dört tane daha konserve kutum var sırasını bekleyen.

Biraz elim alışsın, şu çirkin saksılara el atacağım.


13 Aralık 2012 Perşembe

NEYE NİYET, NEYE KISMET

Bugün öğleden sonra, sadece keyfim için harcayabileceğim bir kaç saat buldum. Nicedir bir şeyler yapmak isteyip vakit bulamıyordum ya, amaaan attım kendimi çalışma odama. Işıklı merceğimi masama monte ettim, malzemelerimi hazırladım. Ama polimer kil değil, onun için çok vakit lazım, bende var 3-4 saat. Beğendiğim bir dekupaj resminden, kaliteli bir bilgisayar çıktısı almıştım. Nicedir itina ile koruyorum. Niyetim kabartmalı bir şeyler yapmak. Her şey hazır.... ama... tısssss. Hamuru bulamıyorum. Bir kutunun içine koyduğumu biliyorum, ama yok.
Kabak tadı vermiş olan taşınma konusunu bir kez daha gündeme getirerek yerleşme işlerinden nefret ettiğimi yineleyeyim. Kullanıp dağıtıp yine de bulurdum istediğimi. Al işte, şimdi her şey güya düzenlenmiş raflara dizilmiş, ama aradığın şey yok. Yani bir daha anladım ki, derlenip toparlanmış hobi odası bana yaramıyor. Hevesim kursağımda kaldı.

Ama kabartma hamurunu ararken bakın ne buldum. Taa evlenmeden önce başlayıp da, yarım bıraktığım işlerden biri. Maymun iştahımı bilmezmiş gibi incecik bir işe kalkışmışım. Ne deniyordu bu ipliklere... çamaşır ipeği miydi? 
Neyse, kabartmalı dekupaj başka bahara kaldı, bari faydalı bir iş yapayım dedim Kanaviçe bu aralar epey gözde ya, belki beğenen olur da işine yarar diye, oturdum desenin bilgisayarda şablonunu çıkarttım. Ne de olsa antika bir desen sayılır :) Galiba 70'li yılların "Burda Moden"inden bulmuştum.


Bir de bunu buldum. Doruk 3-4 yaşlarındayken, bu desenle O'na bir kazak örmüştüm. Onu da bir gün, terliklerimi filan ararken bulurum artık  :)) Eğer hafızam beni yanıltmıyorsa, bu deseni kendim çizmiştim. Kağıdın üzerindeki silinip de izi kalmış bir sürü çizgi, bu sanımı doğruluyor.

İşinize yararsa buyrun, onun şablonu da burada. Şablonu hazırlarken gözlerinin ifadesini biraz yumuşatmak için azıcık değiştirdim.

Resimlerin üzerine tıklarsanız kocaman oluyorlar







1 Aralık 2012 Cumartesi

YILBAŞI RUHUM UYANDI :)

Yılbaşı ruhum uyandı, mahmurluğunu atıp kahvesini içip sigarasını tellendirdi :))
Dün gece (buna gece değil sabah demek lazım ya) saat 04.30 te bitti. Bu renkler bir araya gelince çaydanlığın altındaki ateş etkisi yapıyor bana, fıkırdamaya başlıyorum.
Nasıl buldunuz?




Şuracığa resimleri de yerleştireyim de tema değişip zaman geçince hatırlayabileyim.




Bu çelengi de pek sevdim, bir ara bir yere monte edeyim.

30 Kasım 2012 Cuma

DÜKKAN PATİ'DE SATILDI-2

Sevgili Nilgün Hanım'ın patili sevgililerimiz için açtığı satış blogu DÜKKAN PATİ'de satıldılar. Emine Hanım kızları için beğenmiş. Güle güle kullansınlar.
Bu nefis çorbaya bir fiske tuz atabilmiş olmaktan ötürü çok mutluyum.
Önümüz yılbaşı, arkadaşlarınıza da haber verin, DÜKKAN PATİ'ye bakmadan hediye almasınlar. Çok güzel ürünler var. Üstelik sadece sevgi nedeniyle orada o ürünler. Kullanana bu sevgi ve iyi niyetlerin yansıyacağına eminim.

Bu vesile ile içimde yılbaşı ruhu da pırtlamış oldu :)))
Fakat, ah şu taşınma mevzuu hâlâ sürüyor, güya yerleştim, ama acil lazım olduğunda çalışma odamda devamlı kendimle kavga halindeyim. Kutu kaplamak için yapışkanlı kağıtlarımı bulamıyorum. Kutu yapmak için mukavvalarımı bulamıyorum. Dün gece elim ayağıma dolaştı. Parça kağıtlarımla yapmak içime pek sinmese de, çaresiz böyle bir kutu içinde gittiler. Hep diyorum, bizim gibiler için hobi mağazalarının 7/24 çalışan acil reyonu olmalı.

25 Kasım 2012 Pazar

FİMO GERİ DÖNMÜŞ, AMA.....

Tahtakale Hobi, Fimo marka polimer kili yeniden ithal etmiş. Çok sevindim. Hemen siteye baktım, amanın keşke bakmasaydım, hatta geldiğini duymasaydım. Hiç değilse, yok işte ne yapalım, öbür markalarla idare edeceğiz filan diye avuturdum kendimi. Neden mi? Çünki fiyatı fıttırmış. 7  (yazıyla YEDİ) TL. Ayol çalışma odamda servet varmış da haberim yokmuş. Ben aldım mı öyle 3-5 tane almıyorum ki. Bütün renklere saldırasım geliyor. Hele metaliklerin hepsinden 5er 10ar almamak için kendimi zor zaptediyorum. Üstelik artık takı yerine, tablo tarzı çalışmalar yapma planlarındaydım. Ne olacak şimdi?