AZ LAF, ÇOK İŞ

Polimer kil ağırlıklı, pek çok şeyin resimlenmiş yapım aşamalarını bulabileceğiniz bir blog olmasına çalışıyorum.
Internet kullanmasını bilene, açık bir okul. Pek çok hobim var ve ben bu konuda oradan çok yararlanıyorum.
Bu blog aslında biraz da borç ödemek için. Ben epey yol aldım, şimdi yeni başlayanlara da ben faydalı olayım istedim. Deneyimli arkadaşlar da blogumu severlerse, onlarla da fikir alış-verişinde bulunmak, kadayıfın kaymağı olacak :)
HAYAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HAYAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2011 Çarşamba

KOŞUN, KOŞUN. HAYAL VAR.

İstanbul'dan çok sıkıldım. Aslında şehirden sıkıldım. İstanbul'dan bile. Bu şahane şehri yaşanmaz hale getiren herşeyden bıktım.
Yollara tüküren, itekleyip geçen, çarpıp özür bile dilemeyen, sokakta ciyak ciyak bağıran, eli kornaya yapışmış insanlardan....
Hadi gelin yeni bir İstanbul kuralım. Hayal kurmak bedava. Sınırı da yok.
Geçenlerde Gülsüm Hanımla yazıştık biraz bu konuda :) O'nun da benzer hayali var.
Su kenarında bir köy kuralım diyorum.
Köyün ortasına da kocaman bir atölye. Hepimizin masaları olsun. Canı isteyen istediği saatte gelip çalışsın. Benim gibi gece kuşu çok :)
Her tarafta çiçekler olsun. Nasıl olsa çiçekten anlayanlar var aramızda. Benim gibilere öğretirler.
Zencefilli kek kokuları yayılsın mutfaklardan. Kek yapmayı bilenlerden tarifler alalım.
Kedilerimiz köpeklerimiz köye girerken bizi karşılasın.
Verendalarımızda kahvaltı yaparken geçenleri davet edelim.
Hafif tatlı müzikler duyalım belli belirsiz.
"Nedret Hanımın yeni aynalarını gördünüz mü? Şahane şeyler yapmış yine", "Duru Hanım yine bir ayakkabı resimlemiş, müthiş", "Gülsün Hanım'ın yeni hamur kabartmalarını gördün mü", "Banu'nun dolmalarına bayılım", "Nihal'in yine vernik sorunu varmış" "Hale'nin çantaları" "Noblesse'nin yastıkları üfffff" "Sezo'nun oğluna salep götürüyorum" "Bilge'yle annesi yine neler yapmış", Sibel'in.... Emine'nin,... Halime'de........ .......diye dedikodular yapsak.
Belkiii sipariş alsak, Ahmet Bey masa yapsa, birileri boyasa....
Elde bir kadeh şarap, gün batımını izlesek.
Yağmurlu bir sabah, benim gibi bedeni tembellerin kapısını çalsa birileri "kalk yürüyüşe gidiyoruz" diye.
Atölye'ye bir de kocaman şömine yapabilir miyiz? Soğuk kış günlerinde o çıtır çıtır yansın, biz de karşısında salep, kahve içelim, birisi kitap okusun biz dinleyelim.
............................................................................................... Burayı siz doldurun. Ben fena kaptırdım. Üstelik misafirimiz gelecek. Kalkıp hazırlanayım.
Aaa unuttum. Köyün adını "İYİ İNSANLAR KÖYÜ" diye oylamaya koyuyorum.