AZ LAF, ÇOK İŞ

Polimer kil ağırlıklı, pek çok şeyin resimlenmiş yapım aşamalarını bulabileceğiniz bir blog olmasına çalışıyorum.
Internet kullanmasını bilene, açık bir okul. Pek çok hobim var ve ben bu konuda oradan çok yararlanıyorum.
Bu blog aslında biraz da borç ödemek için. Ben epey yol aldım, şimdi yeni başlayanlara da ben faydalı olayım istedim. Deneyimli arkadaşlar da blogumu severlerse, onlarla da fikir alış-verişinde bulunmak, kadayıfın kaymağı olacak :)

13 Mayıs 2015 Çarşamba

YENİ SEZON, YENİ TASARIMLAR.

Yaşasın İlham amcayla barıştık mı ne :D
Kıpırtılar, köpükler, hevesler... yaşasın...
Bunlar da sonuçları.
Devamı da gelecek galiba, içimde köpükler var hâlâ. Hele şu konseri bir atlatalım da.





BİTTİLER, YAVRULARI DA OLDU, HEPSİ UÇTU GİTTİ :)

Önceki yayında baykuşlarımı bitirmeyi bekleyemeden yayınlayıvermiştim.
İşte bittiler. Ama ben bunları yayınlayana kadar, yavruları da oldu, hepsi yeni yuvalarına uçtu. Herkes güle güle kullansın.
İşte vedalaşmadan hemen önceki durumları.
GÜZ BAYKUŞU
YAZ BAYKUŞU

KIŞ BAYKUŞU

9 Nisan 2015 Perşembe

BAYKUŞ KARDEŞLER


Killerim masada ben koltukta, birbirimize kaçamak bakışlar atarken, birden canım çiçeklere boğulmak istedi. İçeride yaklaşık 80 tane fırınlanmamış minik çiçek "birşey" haline gelmeyi sabırla beklerken, biraz daha çoğaltıp hepsini birlikte, "birşey" yapayım dedim.
Hokuuuus pokuuuus... Masadan kaltığımda 3 tane baykuşum vardı. Çiçekleri baykuş haline mi getirdin demeyin. çiçek yapacaktım ama ellerim "biz baykuş yapacağız" demişler. 
Yıllar önce birkaç farklı model yapmıştım ama içlerinde en sevdiğim, kardeşciğime yaptığım bu baykuştu.

Gelelim yenilerine. 3 kardeş. Biri bahar-yaz, biri kış, biri de güz baykuşu.
Dayanamadım bitirmeden yayınladım. Kolye olacaklar, gözleri resinle kabartılacak, belki kolye zincirinde/kordonunda yapraklar filan da olur. Bakalım yaparken nasıl eserse.







28 Ocak 2015 Çarşamba

POLİMER KİLLERİME NEDEN VAKİT AYIRAMIYORUM? İŞTE BUNDAN :))))

Polimer kil çalışmak ilham istiyor, amma velakin bu koro çalışmaları fena halde gazımı alıyor, gazı kaçmış kola nasıl köpürmezse bende de yeni fikir köpürmesi olmuyor napiiim :)))
İşte bahanemi ispatlayayım, çalışmamızdan solomun olduğu bir bölümü paylaşayım dedim.

Neveser Kökdeş'in, nihavent makamında çok sevdiğim bir şarkısı:

Neden bilmem bu iptilâ
Günden güne halim fena
Aşkta yok mu vefâ sorsam sana
Hastadır gönlüm inan bana
Sevmek nedir hiç mi bilmedin
Aylar geçti,seni görmedim
Aşkta yok mu vefâ sorsam sana
Hastadır gönlüm inan bana
Dinlemek isterseniz Youtube linki BURADA

3 Ocak 2015 Cumartesi

BU YILIN İLK CİCİLERİ

Aslında eski yılın son cicileri demek lazım. Öksürük nöbetleri arasında zar zor bitirebildim.

Rakı kadehleri. Polimer kil. Renklerini çok severek çalıştım. Hepsi de metalik renkler. Çoğunlukla Fimo kullandım.





Bu da bıçaklık. Dekupaj Rölyef. Üzerindeki meleklere Bereket Perileri diyorum. Bu ahşap desenli dekupaj desenlerini çok seviyorum. Pek çok yere yakışıyor, sıcacık bir hava veriyor.





RESİMLER, VİDEOLAR... AMMA DA DOLU BİR YAYIN :)) 10 KASIM KONSERİMİZ. HALUK'LA DÜETİMİZ, PROVALAR...

Ağustostan beri yayın yapmamışım. Ne ayııııp. Niye böyle oldum ve hatta olduk konusunu, sanırım 1-2 yıl kadar önce bir kaç blogda işlemiş, bloglarımıza vakit ayırmayı ihmal etmemek konusunda hemfikir olmuş, hatta blog yayınlarımızın facebookda paylaşıldığı durumlarda, yorumlarımızı bloglara yazmak konusunda da anlaşmıştık. Ama olmadı / olamadı nedense. Nedense değil aslında, sebebi sanırım hız tutkusu, her şeyi anında yaşayıp tüketmeye alıştık.
Oysa blog yorumları ne güzeldir. E-posta ile mektup arasındaki fark gibi. Hız tutkusu demiştim ya, işte bu dediğim çok iyi bir örnek oldu galiba. Baksanıza bloglardan bahsederken bile nostalji yapıyor gibiyim.

Neyse, yeni yılınızı kutlamak da istiyorum. Geç oldu ama ne yapayım hastayım. Komik bir kutlama sürprizi yapmak istiyordum, ama sahiden hastayım elim varamadı bir türlü.
Üşüttüm herhalde. Berbat kuru bir öksürük başladı yaklaşık 1 hafta önce. Giderek arttı, öyle bir hale geldi ki, kriz başlayınca vücudum öksürmeyi durduramaz oldu, boğulmanın kıyısına gelir gibi olmaya başladım. Benim yılbaşında en sevdiğim zaman, senelerdir TRT'deki Viyana Filarmoni konseridir, tam o esnada başlayan öksürük nöbeti ciddi tehlike arzetmeye başlayınca,kendimizi acilde buluverdik. Bir iğne, bir ilaçlı hava seansından sonra biraz açıldım. Akut bronşit olmuşum. 4 tane ilaç verdiler. Çok sıkışmazsam asprin bile almayan ben ve 4 ilaç... 500lük antibiyotik pek ağır geliyor. Neyse geçecek.
Haaa bu arada sigarayla arama, Ağustostan beri ciddi bir mesafe girdi, öyle aniden ve kendiliğinden. Günde 1,5 paket sigara içerken günde 3 taneye iniverdi. Kendime bir slogan buldum "bırakmadım ama içmiyorum" diye. Bana pek iyi geldi bu laf. Özgürlüğümü kısıtlamadan, kendi isteğimle anlamına geliyor. Şimdi bu hastalıktan sonra sanırım daha da uzaklaşacağız :)

Eveet bu kadar laf ve uzun aradan sonra acaba nereden başlasam?

Aaaaa blogumda bugüne dek yayınlamamış olmak sahiden ayıp. Konu Atatürk olunca her yerden önce burada yayınlamalıydım. Muazzam bir onur gecesi idi. Atatürk'ümüzü sevdiği şarkılarla andık. Nasıl özendim, nasıl heyecanlandım anlatamam diyeceğim ama, dinleyince (dinlerseniz) anlayacaksınız :)
Özel bir kıyafet yaptım kendime. Yakından ne olduğu belli olmuyor ama uzaktan... bakın bakalım neymiş :) Aslında heyecandan şöyle doğru dürüst bir resim bile çektirmeyi unutmuşuz. Hele Haluk'la resmimiz hiç yok, iyi ki sahnede berabermişiz.

ÖNCE PROVALARDAN...



Provalarda bile 10. marşı ayakta söylenir.


Davetiyemizi ben hazırladım. Fondaki notalar "Sarı Saçlım, Mavi gözlüm"e ait.

VEEEE KONSER GÜNÜ

Videoları buraya yüklemek pek zor. Link versem olur mu?
1-) Haluk'la yaptığımız düet için buraya bir tık. Ama çok rica ediciiim, iki amatör olduğumuzu unutmayın olur mu :)))
2-) 10. Yıl Marşı ile final için de buraya bir tık. Çok güzeldi. CD çekimlerini şimdilik buraya aktaramadığım için görüntüler HD değil. Ve doğrusu CD kayıtlarındaki salonun durumunu göstermeyi isterdim. Protokol dahil herkes ayakta ve hep bir ağızdan söylendi, bayraklar sallandı. Harikaydı.


Nasıl bir heyecansa, koronun tamamı toparlanamadık, resimde hoca bile yok.

500 kişilik salon dopdoluydu, konser başladıktan sonra arkalarda ayakta izleyenler bile varmış.

6 yıllık koronun konserlerine ilk defa kaymakam geldi. Doğrusu Haluk'un Mülkiye'den sınıf arkadaşıymış, davetimizi memnuniyetle karşıladı. Ön sırasa sağdaki beyaz saçlı bey Kaymakamımız Muammer Aksoy, sol yanındaki hanım eşi. Soldaki hanım Belediye başkanımızın eşi, yanında Başkan Özer Kayalı. O da konserimize ilk kez geliyormuş.





***
Durun bitmedi.
Eylül'de de Zeki Müren'i anma konserimiz vardı.
Oradan da bir link vereyim. ENDÜLÜS'DE RAKS :) Nasıl şarkı ama. Sizi şöyle alayım.

Ohhh bee, özlemişim, hasret giderdim. Hele birde sesiniz gelirse amaaaan değmeyin keyfime.

Yarın da üretim yayını var. İzleyin beni anacığım...





30 Ağustos 2014 Cumartesi

ESKİ YAPIM, YENİ YAYIN :)

Misafir odasındaki gömme dolabın kulpları ikide bir düşüyor, vida yeri yalama olmuş. Oraya bir iyilik düşünürken daha önce yaptığım bir çalışma aklıma geldi.
Bu çoook eski bir çalışma. Acemilik dönemlerine ait. Antredeki palto-ayakkabı dolabına yapmıştım. Sonra taşındık, orada bıraktım. Fikir olsun diye yayınlayayım dedim. Nalburdan aldığım sert plastik gibi bir şeyler, ucuz kulplardı. Fırında da hiç bozulmadılar.



29 Ağustos 2014 Cuma

BARİ ŞIK OLSUN... :)

Evet, tamam, biliyorum sigara sağlığa zararlıdır. İnşallah bırakırım. Bu konuyu geçelim lütfen.
Bari şık olsun dedim. Sigara tabakama rölyef yaptım.
Bu kabartma kaplama işi pek bir dallanıp budaklandı, Sonunda hızımı alamayıp Uyku'nun kuyruğunu da kaplayıp kabartacağım o olacak :)))))





27 Ağustos 2014 Çarşamba

RÖLYEF GECE ÇANTASI

Dekupaj kabartma yerine, rölyef daha uygun bir isim gibi gelmeye başladı bu tarz çalışmalarıma.

Telefon, telefon kılıfı filandan sonra bir de gece çantası yaptım. Tabii çantayı hazır alıp üzerinde çalıştım. Aslında Kurasov'un bir tablosunu çalışmak istiyordum ama, ebâdı uygun bir resmini bulamadım. Adam hep ya dikey, ya da kare çalışmış. bir iki tane yatay çalışması var, onların da oranları tutmuyor, kessem resim bozuluyor.

Neyse. Pek bayılmasam da bu resimde karar kıldım.
Bu resmin boyutları da uymuyordu, ama sol tarafa biraz ekleme yaparak uygun hale getirdim.
Kabarmış hali resmin kendisinden daha güzel oldu. Siz ne dersiniz?



Çantanın aslı kırmızı rugan.
Pek küçük görünüyor ama, telefonum, sigara tabakam, kimlik ve para sığıyor. Eh bir gece çantası için yeterli bir hacim değil mi :)))

19 Ağustos 2014 Salı

CUMHUR'A YENİ ELBİSE :)

Eski yazılarımı takip edenler bilir, benim CUMHUR isimli bir menekşem var. Hikayesinden ötürü pek değerlidir benim için. Her şey iyi gidiyordu (bırakın çiçek açmayı), büyümesi bile durdu. Ona bir şey olursa çok üzülürüm doğrusu. Geçenlerde Facebook'dan yardım istedim. Bazı tavsiyeler aldım. İlk yapılacak olan da üzerindeki elbiseyi çıkartmam gerektiği idi. Hemen çıkarttım, ama zavallıcığımı o çirkin siyah plastik saksıya mahkum edemem ya :))))
Altını açık bırakarak saksının kendisini iyi ettim :)))

Bu yazıyı yazarken fark ettim ki, bu onun 3. elbisesi. Ay manken mi bu? Bu kadar naz olmaz ki. 

















Açacaksan aç be şekerim. Hayır çiçeğin ne renk olacak bilmiyorum ki, elbisenin rengini ayarlayayım :)))


 İşte bunlar da eski elbiseleri 

Hikayesini atlamış meraklısı için:
http://nihalerpeden.blogspot.com.tr/2013/09/cirkin-saksiya-sik-elbise-yayna-resim.html
http://nihalerpeden.blogspot.com.tr/2013/10/cumhuriyet-bayrami-hediyem.html