Ve e e sonunda bitti.
Vitrinde görsem alır mıydım? I ıh. Katiyen.
Sonuçtan memnun muyum? Eh işte. Ustamın adı Hıdır, elimden gelen budur durumu yani.
Sevdim mi? Evet. Yaptığım en değişik çalışma bu oldu.
Kullanır mıyım? Evde.
Ama yaparken çok zevk aldım ve sayenizde çok eğlendim, çok güldüm. Umarım bu işin neşesini siz de yaşamışsınızdır.
Çiçek yapımı için yardımlarınıza çok teşekkürler.
Bu kadar laftan sonra... Buyrun...
AZ LAF, ÇOK İŞ
Polimer kil ağırlıklı, pek çok şeyin resimlenmiş yapım aşamalarını bulabileceğiniz bir blog olmasına çalışıyorum.
Internet kullanmasını bilene, açık bir okul. Pek çok hobim var ve ben bu konuda oradan çok yararlanıyorum.
Bu blog aslında biraz da borç ödemek için. Ben epey yol aldım, şimdi yeni başlayanlara da ben faydalı olayım istedim. Deneyimli arkadaşlar da blogumu severlerse, onlarla da fikir alış-verişinde bulunmak, kadayıfın kaymağı olacak :)
2 Temmuz 2011 Cumartesi
1 Temmuz 2011 Cuma
AYAKKABICILIĞA BAŞLADIM BÖLÜM 2
Neyse yapıştırdıktan sonra üzerine ağırlık koyup biraz beklettim, sonrada çekiçle dövdüm. sağdaki dövülmüş, soldaki sırasını bekliyor.
Açılma eğilimndeki yerlere birer mandalla baskı yaptım. Ve sıra sol tekine geldiğinde bilin bakalım ne oldu? BALİ BİTTİ. Yahu hileye hurdaya alışkın milletiz ama bu kadarı da fazla. Tüpün yarısı boş çıktı. Yazsalar bari üstüne yarısı boştur diye. Ne bileyim. Keşke bir de yedek alsaymışım.
Yani yarın bitecek.
AYAKKABICILIĞA BAŞLADIM BÖLÜM 1'in devamı :)))
Ayol bilseydim bu kadar eğlenceli olacağını, fimo yerine ayakkabı yapardım :)
Ne şeker mesajlar geliyor.
Ama vallahi bitmedi. Bugün ofisteydim. Eve gelince oturdum başına. İşte bu da ispatı.
Şu tombalak halimle bana resim çektirdiniz ya. Alacağınız olsun. :)))
Müsade rica edeyim yemeğe gidiyorum.
AYAKKABICILIĞA BAŞLADIM :)) (1.BÖLÜM)
Ne severek kullandım. Kuşadası'ndan almıştım. Hayatımda bu kadar rahat bir şey görmedi ayaklarım. Düz ayakkabıda rahat edemem. Yüksek olan her zaman rahat olmuyor. Ama bu başka. Tabanları poliüretandan yapıldığı için yumuşacık. Yürürken yaylanıyor. O sebeple bu hale gelene kadar kullandım. Önce sokakta, sonra evde.
Şimdiii bunu görünce kafamda pink pink baloncuklar patlamaya başladı. Birkaç parça deri olacaktı dolaplardan birinin içinde. Amcam eskiden deri giysiler üretirdi, bazen artık parçalar alırdım ondan. Epeyce bir şeyler de yapmıştım. O derilerle bu terlik kaplanır mı, kaplanmaz mı? Beceremezsem de ne olacak? Vakit öldürmüş olurum. En fazla gururum incinir :))
Pense, tornavida... ne bulduysam giriştim. Terliğin tabanlarını ayırdım. Amma da sağlam yapışmış.
Şimdi yapıştırılmış hazırlanmış parçaları balkona koydum. Yarın akşam devam ederim. Zaten bali de bitti. Yarın bir tane daha alayım.
Resimde deri çirkin bir kahverengi gibi çıkıyor, ama aslında güzel bir bordo.
27 Haziran 2011 Pazartesi
BİT PAZARINA NUR YAĞDIRIYORUM
Son zamanlarda hep eski defterleri karıştırıyorum. Yeni şeyler üretmediğimden mi? Bilmem. Hem evet hem hayır. Yarım kalmış, rafta birgün bitmeyi bekleyen bir sürü işim var. Polimer kilden bir adet XL serisi kolye ve bir çift küpe, bir boncuktan kolye. Bu arada yeni başladığım, beni çıldırtan bir başka boncuk işi. Akşama kadar ör gelin, sabaha kadar sök gelin durumundayım. Ya renklerini beğenmeyip söküyorum, ya bir yerde hata yapıyorum. Fimoların gazabı herhalde.
Onların bitmesini beklersem blogum da küsecek bana. O halde yine eskilere müracaat etmeli.
Bir zamanlar un ve beyaz tutkalı karıştırıp bir hamur yapardık. Şimdi tam hatırlamıyorum un ve tutkaldan başka neler eklerdik. Hatırlamamam normal, çook zaman geçti. Bahsettiğim yirmi yıldan fazla. Örneğin aşağıdaki bibloları 26 yıl önce yapmışım. Renklendirmesini sulu boyayı çok az su kullanarak yapmıştım. Ne güzel boyalarmış hiç solmamış bunca yıldır. Boyları yaklaşık 10 -11 cm.
Annem vitrininde saklamış. Vefatından sonra kardeşim bunların bende durmasını istedi.
Bunlardan 5 - 6 tane daha vardı. Bir tanesini çok iyi hatırlıyorum. Tek gözlü, tahta bacaklı şişko bir korsandı. Onu bu kadar net hatırlamamın sebebi çok komik. Kocaman gözüne, kaşlarımdan aldığım kıllarla kirpikler yapmıştım. Kirpiklerin menşeini öğrenenlerin, bana bakışlarının tuhaflaştığını görüp çok eğlenirdim.
Onların bitmesini beklersem blogum da küsecek bana. O halde yine eskilere müracaat etmeli.
Bir zamanlar un ve beyaz tutkalı karıştırıp bir hamur yapardık. Şimdi tam hatırlamıyorum un ve tutkaldan başka neler eklerdik. Hatırlamamam normal, çook zaman geçti. Bahsettiğim yirmi yıldan fazla. Örneğin aşağıdaki bibloları 26 yıl önce yapmışım. Renklendirmesini sulu boyayı çok az su kullanarak yapmıştım. Ne güzel boyalarmış hiç solmamış bunca yıldır. Boyları yaklaşık 10 -11 cm.
Annem vitrininde saklamış. Vefatından sonra kardeşim bunların bende durmasını istedi.
Bunlardan 5 - 6 tane daha vardı. Bir tanesini çok iyi hatırlıyorum. Tek gözlü, tahta bacaklı şişko bir korsandı. Onu bu kadar net hatırlamamın sebebi çok komik. Kocaman gözüne, kaşlarımdan aldığım kıllarla kirpikler yapmıştım. Kirpiklerin menşeini öğrenenlerin, bana bakışlarının tuhaflaştığını görüp çok eğlenirdim.
23 Haziran 2011 Perşembe
BENİM DÜĞÜN HEDİYEM
Hediye vermek benim için önemli bir iş. Hele yeni evlenen bir çifte düğün hediyesi seçmek çok zor. Evde kullanılamayan, atsan atılmaz, satsan satılmaz bir sürü eşya birikir.
Çok sevdiğim genç bir çifte düğün hediyesi olarak nikah şekerlerini yaptım. Tam bir yıl geçmiş aradan. Şimdi bebek bekliyorlar. Off zaman ne kadar da çabuk geçiyor yahu.
Zor ama çok keyifli bir çalışma oldu. 150'şer adet iki ayrı model çalıştım. Yapılış aşamalarını da resimlemiştim. Belki birilerinin işine yarar. Nikah düğün mevsimi geldi de, geçiyor bile.
Bu modeli daha sonra kolye olarak kullanılabilsin diye yaptım.
Şekerlerin sunulacağı sepet için de, broş modelinin kocamanından yaptım.
Komşu manavın sebze meyve naklettiği plastik sepetlerden iki tane aldım. Çamaşır suyuyla güzelce dezenfekte ettim. Elyafla sardım. Üslerini beyaz saten kapladım. Beyaz tül ve kurdelelerle dekore ettim. Diğer sepetin resmini çekmeyi unutmuşum.
Çok sevdiğim genç bir çifte düğün hediyesi olarak nikah şekerlerini yaptım. Tam bir yıl geçmiş aradan. Şimdi bebek bekliyorlar. Off zaman ne kadar da çabuk geçiyor yahu.
Zor ama çok keyifli bir çalışma oldu. 150'şer adet iki ayrı model çalıştım. Yapılış aşamalarını da resimlemiştim. Belki birilerinin işine yarar. Nikah düğün mevsimi geldi de, geçiyor bile.
Bu modeli daha sonra kolye olarak kullanılabilsin diye yaptım.
Bu model de broş ya da magnet olabilir.
Bu aşamalardan sonra pembe ve beyaz iki kat tülün içine şekerleri koydum, hazırladığım süsleri yerleştirip pembe ve yeşil ebruli kurdelelerle sabitledim.Şekerlerin sunulacağı sepet için de, broş modelinin kocamanından yaptım.
Komşu manavın sebze meyve naklettiği plastik sepetlerden iki tane aldım. Çamaşır suyuyla güzelce dezenfekte ettim. Elyafla sardım. Üslerini beyaz saten kapladım. Beyaz tül ve kurdelelerle dekore ettim. Diğer sepetin resmini çekmeyi unutmuşum.
22 Haziran 2011 Çarşamba
KÜPE ÇİÇEĞİ KÜPESİ
Küpe çiçeği kılıklı bir takım. Neden bu renk yaptım hiç bilmiyorum.
Canım sıkkındı. Oyalanmak için oturdum masaya. Killerle oynarken bu çıktı ortaya. Halbuki siklamen tonlarıyla ne güzel olurmuş. Zorlamayla bu kadar oldu.
Resimlerde kötü. Herhalde şimdiye dek çektiğim en kötü resimler bunlar. Makine de bozuktu, kafam da. Eee niye yayınlıyorum öyleyse?
Çünki yaparken resimledim. Boşa gitmesin bari. Bir ara uygulamasını da koyarım bloga.
16 Haziran 2011 Perşembe
BONCUKLARLA OYNADIM
Azıcık boncuk işi yapsam polimer kile ihanet etmiş sayılır mıyım acaba? :)
Daha acemiyim boncukta. Terminolojisini de bilmiyorum. Kardeşim bilir, o yüzden internette çok güzel işler bulabiliyor, bir sürü de şahane kitabı var. Biraz biraz O'ndan kapıyorum. Bulduğu güzel işleri hemen bana mailliyor. Hele uygulamalı olanları bulursa hiç kaçırmaz.
Bunları da O'nun sayesinde yaptım.
Daha acemiyim boncukta. Terminolojisini de bilmiyorum. Kardeşim bilir, o yüzden internette çok güzel işler bulabiliyor, bir sürü de şahane kitabı var. Biraz biraz O'ndan kapıyorum. Bulduğu güzel işleri hemen bana mailliyor. Hele uygulamalı olanları bulursa hiç kaçırmaz.
Bunları da O'nun sayesinde yaptım.
Dört renk kum boncuktan oluştu. Boşlukta asılı olanlar savarovski kristal. Teller gümüş, kancalar gümüş kaplama.
Bunlar da denemeler. Mavinin yarım hâli, yeşil versiyonu bir de kesme boncukla nasıl olur merakının sonucu.
Buna fırfırlı diyorum. Yapması kolay ama boncuk seçimi önemli. Zülal'le bundan bir sürü yaptık.
Bunlar da birşeyler işte. Henüz ne olacakları belli değil. Canım sıkıldıkca yapayım diyecek kadar da zevkli gelmedi yapılışı. Başlangıcı zor geliyor, onun için elim pek varmıyor.
12 Haziran 2011 Pazar
YORUM YAZMADA SORUN MU YAŞIYORSUNUZ? İŞTE ÇÖZÜMÜ...
Bir süredir yorum yazamıyordum. Özellikle "aşağı katıştırılmış kayıt" seçilmiş olan bloglarda. Yorumlama biçiminde profilimi seçiyorum ama bir türlü hesabımı açamıyorum.
Google yardım forumunda sordum Sağolsun sevgili Nalan Ünal 'ın cevabı kesin çözüm oldu. Sorun Explorer'da. Google Chrome'dan giriş yapınca hiç sıkıntı olmuyor. Teşekkürler Nalan Hanım.
Google yardım forumunda sordum Sağolsun sevgili Nalan Ünal 'ın cevabı kesin çözüm oldu. Sorun Explorer'da. Google Chrome'dan giriş yapınca hiç sıkıntı olmuyor. Teşekkürler Nalan Hanım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
